Anasayfa » Blog » Nursi ile Ahmet ibn Acibe’nin Kur’an Tefsiri Metotları

Nursi ile Ahmet ibn Acibe’nin Kur’an Tefsiri Metotları

Fas’ın Kazablanka kentinde bulunan İkinci Hasan Üniversitesi’nde “Üstad Bediüzzaman Nursî ile Ahmet Bin Acîbe’nin Kur’ân Tefsiri Metotları” adlı uluslararası bir sempozyum düzenledi.

17-19 Aralık 2008 tarihinde Edebiyat ve İnsanî İlimler Fakültesinin “İdris eş-Şerabi Konferans Salonu”nda gerçekleşen sempozyumda 15 akademisyen tebliğ sundu. Üç gün boyunca ilgiyle takip edilen sempozyumda dinleyiciler de soru ve katkılarıyla oturumlara yoğun bir şekilde iştirak ettiler.

1999 yılından beri 3’ü yerel 9’u uluslararası olmak üzere Fas’ın çeşitli üniversitelerinde sempozyum düzenlenmişti Bu sempozyumla 13’üncü sempozyum gerçekleştirilmiş oldu.

Sempozyumun açılış bölümünde üniversite rektörü ile fakülte dekanı birer konuşma yaptılar. Ardından tertip heyeti başkanı Prof. Dr. Abdullah el-Cihad ve Risale-i Nur Araştırma Merkezi Başkanı İhsan Kasım da sempozyumun muhtevası ile ilgili bilgi verdiler.

Üniversite rektörü konuşmasında, “Böyle bir sempozyumda Türkiye’nin en büyük allâmesi olan Üstad Said Nursî’yle birlikte Fas’ın büyük âlimlerinden olan Ahmet bin Acîbe’nin beraber anılması bizim için büyük bir iftihar vesilesidir” dedi. Ayrıca İhsan Kâsım’a hitaben, “Risale-i Nur’u Arapça’ya tercüme etmekle, Arap dünyasına en büyük bir hediye takdim etmiştir” diyerek şükranlarını dile getirdi.

Tebliğlerin hepsi akademik derinliğe sahipti.

  1. Prof. Dr. Said Şabbar: “Üstad Bediüzzaman’da Kur’ân’a ayrı, kâinata ayrı bakan iki ayrı bakış açısı yok. Onun bakış açısında her ikisi de birbirini tefsir eder mahiyettedir.”
  2. Prof. Dr. Hamid Semir: “İbn Kayyım, ‘Cürcânî, Kur’ân i’câzını sadece belâgate hasretmiştir’ der. Ustad Bediüzzaman ise i’câz-ı Kur’ân’ı sadece belâgate hasretmeyerek daha ileri seviyelere taşımış, hem belâgat hem de fikir açısından onu ispat etmiştir.”
  3. Dr. Yusuf Hamdâvî: “Her şeyden önce Kur’ân’ın kutsiyetini nazara almak gerekir. Yoksa onu bir insan sözü olarak görmek şeytanın bir desisesidir. Üstad Said Nursî’nin ‘Şeytanla Münazara’ risalesi bunun ne kadar önemli olduğunu gösterir.”
  4. Prof. Dr. Said Bennânî (Dekân): “Risale-i Nur’u okuyan kimse, doğrudan kendine hitap ediyor gibi okunması gerekir. Yoksa etkisi pek az olur.”
  5. Prof. Dr. Ahmet Saîdî: “Üstad Bediüzzaman’ın, belâgat-i Kur’âniyedeki i’câzı cümlelerin heyetlerine kadar indirmesi gerçekten hayret vericidir. Malûm, Abdülkâhir Cürcânî i’câzı cümlelerde aramıştır. Üstad Bediüzzaman ilk defa bunu cümlelerin heyetlerine, hattâ harflerine kadar indirmiştir.”
  6. Prof. Dr. Hamed Semîr: “İşârâtü’l-İ’câz’daki îcâz, onun adına bir değer olarak yeter.”
  7. Prof. Dr. Said Şabbar: “Tefsirlerin bazısı Kur’ân’ı sadece lügavî ilimlere, bazısı sadece şer’î ilimlere, bazısı sadece insanî ilimlere, bazısı da kevnî ilimlere dayalı tefsir etmişlerdir. Üstad Said Nursî’de ise şunu görüyoruz: O ilimler tam bir uyum içinde en mükemmel şekilde tavzif edilmiş. O ilimlerin cüz’î nizamlarından küllî intizâmlarına ulaşılmak suretiyle Kur’ân’ı anlamaya ve yorumlamaya gidilmiş. Böylece her bir risalesinde insanlık ve ümran için lâzım olan şümul ve kapsamlılık aksetmiştir. Çünkü insan halife-i arz olması hasebiyle bütün bu ilimlerle alâkadardır. Tefsir de ona göre olmalıdır.”
  8. Ali Katıöz: “Üstad Said Nursî, kâinat kitabıyla Kur’ân’ı, Kur’ânla da kâinat kitabını okumuştur. Kur’ân-ı Kerimin nazmındaki i’caz ne ise, kâinat kitabındaki nizam ve intizam da odur.”
  9. Prof. Dr. Abdullah Cihad: “Biz burada hepimiz kendi ihtisas açımızdan ve kendi bakış açımızla Risale-i Nur üzerinde yorum yapıyoruz. Bunlar birer açılım sağlar. Ancak herkes doğrudan Risale-i Nur’u okumalı. Çünkü herkes kendi seviyesine göre alıp bir şeyler alıp istifade edecektir.”
  10. Dr. Said Ardavî: “Şâtibî, ‘hükümler tek bir âyete dayanmaz. Kur’ân’ın tamamına müsteniddir’ der. Risale-i Nur’daki hükümler de böyledir. Kur’ân’ın bütününe bakar ve onun şümûlünden istihraç edilmiştir.”
  11. Prof. Dr. Abdullah el-Cihad (Tertip heyeti başkanı): “Bugün İslâm dünyasında aşağılık kompleksine kapılmadan başımız dik yürüyebiliyorsak, bunu Üstad Bediüzzaman’a borçluyuz.”

Prof. Dr. Halit bin Acîbe (dekan yardımcısı ve Ahmet ibn Acîbe’nin torunu): “Üstad Said Nursî’yi daha fazla tanımalı ve tanıtmalıyız. Bu cümleden olarak fakültede Risale-i Nur’u öğrencilere tanıtmak için belirli periyotlarla kitap sergileri açmalıyız.”

Benzer Yazılar

Bir Yorum Yazın