Ukrayna-Türkiye arasında Risale-i Nur eksenli eğitim işbirliği

15.09.2018


  1. Pereyaslav Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Natalia Ihnatenko: “Önce Türkçe öğrenip Risale-i Nur’ları aslından okumak istiyoruz”

Ukrayna Pereyaslav Devlet Eğitim Üniversitesi ile İstanbul İlim ve Kültür Vakfı arasında devam eden protokol çerçevesinde yürüttüğümüz ortak eğitim projesinde Pereyaslav Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Victor Katsur’u ziyaret ettik.

Rektör Katsur, İnsanlığın ihtiyacı olan moral değerlerin öğretilmesi için Türkiye ve İİKV ile ilişkileri daha da geliştirmek istediklerini belirtti.

Bu arada öğretim üyeleri ve öğrencilerle görüşmeler yaptık. İnsanlığı ortak problemi “güvenlik, çatışma, ırkçılık, ötekileştirme” gibi sorunlara “ moral ve manevi değerler” ile ne gibi çareler üretilebilir üzerini faydalı görüşmeler oldu.

Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Natalia Ihnatenko “Biz Said Nursi’nin eserlerinden çok istifade ediyoruz. Günümüz sorunlarına çok önemli çözümler sunuyor. Keşke Ukrayna’ya Türkçe öğretecek öğretmenler gönderseniz, Türkçe’yi öğrenip onun görüşlerini Risale-i Nur’ların aslından öğrensek” dedi.

İİKV Başkanı Said Yüce de programın açılışında yaptığı konuşmada günümüz problemlerinin; ahlaki ve inanç esaslı bozulmalardan kaynaklandığını belirterek tamiratın da moral ve manevi değerleri kuvvetlendirmekle olabileceğini ifade etti.

Said Yüce konuşmasında şunları dile getirdi:

“Sayın Rektörüm, Değerli Hocalarım ve Sevgili Öğrenciler,

Öncelikle böylesine önemli bir toplantıda bugün aranızda bulunmaktan duyduğum mutluluğu ifade etmek istiyorum. Geçen seneden itibaren Türkiye’deki İstanbul ilin ve kültür vakfımız ile Ukrayna’daki üniversiteler arasında güzel bazı çalışmalar başlattık.

Bu arada burada bulunuşumuzla ilgili bir kaç şey söylemek istiyorum. İçinde yaşadığımız modern dünyanın problemlerine önemli katkılar sunacağına inanıyorum.

İlim adamları ve düşünürler günümüz problemlerinin ahlaki esaslı bozulma ve çözülmeden kaynaklandığını sık sık dile getirirler. İnsanlık bir yandan baş döndürücü hızla bilimsel ve teknolojik gelişmeler kaydederken diğer yandan varoluşun dayandığı temel prensipleri unuttu ve üzerinde titizlikle durulması gereken insanî değerleri ihmal etti.

Sonuç olarak daha çok kazanma, daha çok tüketim hayatın gayesi oldu ve insanın manevi boyutu unutuldu. Evler büyürken içindeki aileler küçülüp dağılmaya başladı. En uzak mesafelere, uzayın derinliklerine seyahatler yapılırken insanın iç dünyasına giden yol bir turlu bulunamaz oldu. İletişim aletleri gelişti ancak akraba ve yakın komsularla iletişim bağları koptu. Haber ve bilgi kanalları çoğaldıkça doğruluğu ve güvenirliği azaldı, hakikatin üstünü örter oldu.

Edinilen onca bilgiye ve teknolojik gelişmeye rağmen ruhsal sorunlar, toplumsal dengesizlikler, küresel krizler, çevreyle ilgili problemler daha da arttı. Hâlbuki ilimler, insanı, tabiatı ve yaratılış gayesini daha iyi tanıyıp anlamaya ve mükemmele ulaşmaya yardımcı olmalıydı.

Acaba ilimlerin algılanmasında, hedeflerinde ve kullanılmasında bir yanlışlık mı yapılmıştı? Bilgi ve imkânlar sadece kişisel menfaatlerin ve maddî ihtiyaçların hizmetinde mi kullanılmıştı? İnsanları sınır tanımayan aşırılıklardan koruyan, iyiye yönelten inanç ve maneviyat eksikliği bu problemlerin kaynağı olabilir mi?

İnsanlığın yalnızlığa, mutsuzluğa, vurdumduymazlığa ve hırçınlığa düşmesinin sorumlusu insan hayatından manevi boyutların kaybolması olabilir miydi? Bu konular iyice araştırılmalıydı ve insan layık olduğu şerefle yaşamlıydı. Bu problemleri gidermek için birçok sosyal kurum ve kuruluşun çalışma yaptığı biliniyor. Ancak maneviyat boyutların ihmal edildiği tedbirlerle kısmi faydalar sağlansa da çoğu zaman iş daha da içinden çıkılamaz hale gelmekte. Böylece dünya küçülürken sorunlar büyümekte ve insanlığın maddi-manevi geleceğini tehdit eder boyutlara yaklaşmakta.

Eğitim sistemlerinin, kanunların, güvenlik kameralarının, hapishanelerin ve her türlü güvenlik tedbirlerinin mevcut olmasına rağmen dünyada suçlar azalmamakta bilakis artmaktadır. İşte bu yüzden biz de lazım olan şeyin sadece maddi tedbirler değil; insanın kalp ve ruhuna tesir eden manevi moral değerlerin yaygınlaşması ve insanı kötülükten uzak tutacak şeyin hakiki anlamda kalbe yerleştirilmesi olduğunu düşünüyoruz.

İşte bu anlamda yapılabilecek olanları sizlerle konuşmaya geldik. Tekrar teşekkür eder başarılı işbirlikleri yapmamızı dilerim.”