Belarus'ta "İnsanî Eğitim" Konferansında Risale-i Nur Konuşuldu

19.10.2018


18 Ekim 2018 tarihinde Belarus'un başkenti Minsk’te  İnsani Eğitim konulu uluslararası bir konferans düzenlendi. Katılımcılar arasında Rusya, Çin, Kazakistan, Türkmenistan, Polonya, Ukrayna ve Türkiye'den akademisyenler vardı.

Eylül ayında İstanbul İlim ve Kültür Vakfı adına Belarus Devlet Üniversitesi'ni ziyaret eden İcra Kurulu Başkanı Said Yüce’nin konuşmasında bahsettiği manevi değerler eğitimi üniversite yönetiminin ilgisini çektiğinden 18 Ekim'de düzenlenen bu konferansta açılış konuşmasını yapmak üzere davet edilmişti.

Konferansta şiddet ve teröre kaynaklık eden davranışların tahrip olmuş ruh ve zihin dünyasından kaynaklandığını belirten Said Yüce “aslında maddi tahribatın da kaynağı aldığımız manevi yaraların tedavi edilememesidir” dedi ve konuşmasına şu şekilde devam etti:


“İnsan dünyaya büyük vazifelerle gönderilmiş bir misafirdir. Nereden geldim? Burada vazifem nedir? Nereye gideceğim? Misafirhane sahibi bir yaratıcımız var onu tanımak, Atomlardan yıldızlara, güneşlere kadar her şeyin kusursuz mükemmeliyette yaratılmış, her şeyin hassas mizan ve ölçülerle takdir edildiği bir âlemde yaşadığımızın farkında olmakla bilim hakiki bilim olabilir. Yoksa, kâinatın kendiliğinden yahut tesadüfen oluştuğunu varsayan bir zihniyetle verilen eğitim eksiktir.”

“Günümüzde insanlık değerlerinde bir aşınma ve yozlaşma görülmektedir. İnsanlık, adalet, şefkat, merhamet, kanaatkarlık, iyilik, sevgi, saygı, bağışlamak, paylaşma, vefa gibi insanı insan yapan, toplumun barışını sağlayan değerlerden uzaklaşmaktadır. İnsanlığın geleceğini tehdit eden bu gidişi durdurmak ve sahip olduğu değerlerle yeniden yaşanır hale getirmek için değerler eğitimine önem verilmelidir. Yaygınlaşması ve etkinleşmesi için çabalar artırılmalı, özellikle eğitimcilerin de bu değerlerle mücehhez olması önceliklerimiz olmalıdır.”

Ayrıca eğitim müfredatlarının Yaratıcı’nın kâinat üzerindeki tasarrufunu, ilmini, iradesini ve kudretini görmezden gelip tesadüfe ve şuursuz tabiata veren şekilde olmaması gerektiğini söyleyen Yüce konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Maalesef eğitim sistemlerinde kainattaki olayları açıklarken kullanılan fiiller incelendiğinde görülecektir ki, bu metinlerde sıklıkla karşılaşılan “oluşmuştur, gelişmiştir, evrilmiştir” şeklindeki ifadeler, içinde yaşadığımız kâinatta olup bitenlerin failsiz, amaçsız, hikmetsiz, tesadüfen, kendi kendine yahut “evrim, doğa” gibi birtakım kavramlar tarafından gerçekleştirildiği fikrini peşin bir inanç şeklinde zihinlere yerleştirmektedir.

Bu bakış açısıyla yetişen nesillerin kâinat algısı, “failsiz ve amaçsız bir şekilde meydana gelmiş, anlamsız bir âlem” şeklinde teşekkül etmektedir. Tabii ki, bu başıboş âlemde insanın da özel bir yeri ve anlamı yoktur; evren amaçsızsa insanda amaçsız, anlamsız ve başıboş bir şekilde bu âlemde bir süre yaşayıp sonra da yok olacak bir varlık şeklinde anlatılmaktadır. İşte insanı mutsuz edende bu anlatım şeklidir.”

Bu dil, insanlara çaresizlikten, ümitsizlikten ve ızdıraptan başka bir şey katmamaktadır. Yaratıcının rızasına, hak ve adalete uygun insanca bir yaşamın, ebedi bir hayatla mükafatlandırılacağı fikri mutluluğun da önemli bir kaynağı olacaktır.

Bakışımızı kâinata yönelttiğimizde bütün bu varlıkların ve olayların bir Yaratıcı tarafından hikmetle düzenlendiği tesadüfe veya herhangi bir hataya asla yer vermeyen büyük bir ustalığı, ilmi ve kudreti göstermektedir. Eğitim müfredatlarında; “Her şeyin sonsuz bir hikmet ve irade ile düzenlendiği,” gerçeği anlatılarak, “Gelişmiştir”  “oluşmuştur” şeklindeki ifadelerin “düzenlenmiştir” “yapılmıştır” şeklinde yani her varlığın ve olayın arkasında bir fail ve Sani olduğunu ihsas edilmelidir."

Konferans sonrasında tekrar bir araya gelen Belerus Devlet Üniversitesi ve İstanbul İlim ve Kültür Vakfı yetkilileri konferans sonrasında iş birliği toplantısı yaparak günü sonlandırdı.