Abdulmuhsin Ağabey’in Aziz Hatırasına

28.11.2019


“Büyük insan, davası ve hedefi büyük olandır.”

Abdülmuhsin Ağabey’i Almanya’ya gitmeden önce duymuştum. Almanya’ya gittikten sonra kendisini değişik vesilelerle ziyaret etmek ve görmek nasip oldu.

Kendisinin Berlin’de yeminli tercüme bürosu vardı ve mahkemelerde tercümanlık yapardı.   Berlin’de cami, mescid ve nur medreselerinin açılmasında ve tevafuklu Kur’an’ın basılmasında büyük emeği vardır.

Berlin’de ve Almanya’nın değişik yerlerinde icra edilen İslami toplantılara, Türkler ve yabancılarla ilgili toplantılara vakti müsait olduğunca katılır ve o toplantılarda gerekli izah ve tevcihatlarda bulunurdu.

Buna misal olarak, merkezi Berlin’de bulunan, Haus der Kulturen der Welt’in (Dünya Kültürleri Vakfı) 90’lı yılların ortasında tertiplediği toplantıya Nur Cemaati ve Almanca yayın yapan Nur mecmuası (NUR-Das Licht) adına biz de davet edildik.

Konu, dünyadaki İslamî cereyanlardı. Amerika’dan Prof. Şerif Mardin de davetliler arasındaydı. Şerif Mardin, “Die Mechanik der Natur aus der Sicht des Risale-i Nur” (Risale-i Nur’a Göre Kâinatın İşleyişi) başlıklı bir tebliğ sundu. Abdülmuhsin Ağabey de oradaydı. Dünyadan değişik İslami cereyan ve grup temsilcileri de oradaydı. Kadiyaniler kendilerini farklı bir din gibi takdim ettiler. Ben de kısmen soru kısmen tavzih olarak şöyle ifade etmeye çalıştım. “Kişi ya da cemaat, kendisini Müslüman olarak adlandırıyorsa büyük İslam ümmetinin içindedir ve parçasıdır, ben farklıyım diyemez.” diyerek onları tenkit etmiştim.

Abdülmuhsin Ağabey program arasında “Rüstem Kardeş, gençken ben de senin gibi heyecanlıydım. Bir zamanlar Kadiyanilerle ilgili bir mesele olmuştu. Onu Üstad Bediüzzaman Hazretlerine yazmıştım. Üstad da bana “Benim onlara selamımı söyle. Eğer onlar namazlarını kılar, oruçlarını tutar ve hac farizelerini de yerine getirirlerse, ben onları duama dahil edeceğim.” diye yazmıştı. Ben de kendilerine aynen ilettim. Gerçekten ondan sonra hacca da gitmeye başladılar.” diyerek beni daha mutedil davranmaya davet etti.

Muhsin Ağabeyin Risale-i Nur’dan tercüme denemeleri vardı. Sonra bu tercüme işini bize tevdi etmişti. “Risale-i Nur’un tercümelerini zamanında benim yapmam lazımdı. Ama elhamdülillah sizler benim üzerimden bu yükü aldınız. Kendim yapmış gibi sizlerle iftihar ediyorum.” diyerek fevkalade memnuniyetini ifade etti.

1999, 2004, 2007 ve 2008 yıllarında Haus der Geschichte, Bonn Üniversitesi ve Osnabrück Üniversitesinde icra edilen Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Sempozyumlarına iştirak ettiler.

Gorbaçov’a Mektup

80’li yılların sonuna doğru SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’du. Abdülmuhsin Ağabey bana anlattığı bir hatırasında, Gorbaçov’a mektup yazdığını ve bu mektupta ona; insan, cemiyet ve milletlerin hayatında dinin lüzumunu ve dinsiz bir milletin yaşayamayacağı gerçeğini ifade ettiğini söylemişti.

Gorbaçov’un daha sonraki yıllarda bu mektubu ne kadar ciddiye aldığını, attığı adımlarda ve “Perestroika” politikasında görmekteyiz. Hele hele Gorbaçov’un bir Vatikan ziyareti var ki, orada bu gerçeği Papa II. Jean Paul’u ziyaretinde de dile getirmiş ve “Dinsiz bir millet yaşayamaz.” ifadesini kullanmıştı. Bundan da anlıyoruz ki, Abdülmuhsin Ağabey’in mektubundaki gerçeklere inanmış ve bunu fiiliyatta da uygulamaya koymuştur.

Fırıncı Ağabeye Risale-i Nur’dan İngilizce İktibas İsteği

Abdülmuhsin ağabey, 90’lı yılların sonuna doğru Fırıncı Ağabeyden Risale-i Nurda bulunan “sair din mensuplarıyla” alakalı yerleri iktibas etmesini ve bunların Şükran Vahide abla tarafından İngilizceye tercüme edilmesini ve 1,5-2 ay içinde göndermesini rica etmişti.

Fırıncı Ağabey de kendisine “İstediğiniz yerler bir-iki gün içinde elinizde olacak.” deyince Abdülmuhsin Ağabey buna çok şaşırmıştı. Şükran Vahide Abla alakalı yerleri toplayarak bir diskete yüklemiş; daha sonra disketi Fırıncı Ağabey, Osman Sevimli’ye vermiş; O da havaalanına giderek Köln’e gelen birisine vermişti. Ben de onu Köln havaalanında karşıladım. Disketi aldım ve bir cumartesi günü Köln’den postaya verdim. Muhtemelen pazartesi günü disketi teslim aldı.

Doktora Tezi

Berlin Humboldt Üniversitesinde “Anarşiden uzak bir toplum için Risale-i Nur Modeli” isimli bir doktora çalışması yaptı. Bu tez adeta hayatının gayesinin özetini temsil ediyordu. Tezi kabul edildi ve kendisine doktor ünvanı verildi. Abdülmuhsin Ağabey doktora mezuniyet merasimine bizi de davet etmişti ve katılmak nasip oldu.

Daha sonra bu doktora çalışmasını Almanca yayınlanan NUR DAS- LICHT dergisinde kısım kısım yayınladık.

Ey Abdülmuhsin Ağabey! Ruhun şad olsun! Makamın Cennet-i âlâ olsun! Amin

Rüstem Ülker (Emekli Almanca Öğretmeni)