Fırıncı abi'den Dersler/Hatıralar (32. Söz / 1. Mevkıf -1. Gün)

19.04.2020


23:18. dakikadan itibaren hatıratı izleyebilirsiniz.

 

İngiliz Şarkiyatçının Kur’an ‘a Hücumu

 

Üstadımızın 1953’te İstanbul’da kaldığı zaman bir gün ben öğleden sonra yanına geldim. Hazreti Üstad biraz asabi bir mizaç halinde Muhsin abi ve Ziya abiye;

  •  Niye cevap vermediniz? Orada meseleyi bu kadar bildiğiniz, sizce malum ve açık olduğu olduğu halde neden cevap vermediniz? Diye Üstad tekrar tekrar sorup kızdı.

Ben de ilk defa öyle heyecanlı bir sahne gördüm “Ne oldu? Sonu ne olacak acaba” diye bekliyorum. Sonra Üstad konuşmayı bitirdi biz öbür odaya geçtik.

Muhsin abiye ve Ziya abiye “ne oldu?” diye sordum. Dediler:

  • “İngiliz bir şarkiyatçı, üniversiteye (İstanbul Üniversitesi) geldi, bir konferans verd. Bir hafta devam daha edecek. Seb’a Semavat ayetinin Kur’an’dan çıkarılmasını istiyor. Yeni fenlerin keşfi ile uyuşmuyormuş. Dolayısıyla bu ayetin hakikatle alakası yoktur diye birkaç yüz üniversite talebesine konferans verdi. Halbuki biz de 12. Lem’a’ dan, İşarât’ül İ’caz’dan bildiğimiz bir hakikat olduğu halde orada cevap vermediğimiz için, Üstad’a anlatınca Üstad da kızdı. Ondan öyle bir zamanda sen de geldin, ona şahit oldun.” Dediler.

Sonra Hazreti Üstad, onları çağırdı

  • “Bunu hemen 12. Lem’a ve İşarât’ül İ’caz’daki o kısımları bir broşür halinde teksir edelim., Yarın madem konferans devam edecek; konferansa gelenlere cevap olarak dağıtılsın.” dedi.

Ve hakikaten hemen harekete geçildi Muhsin abi onu Süleymaniye’de 50 numarada daktilo etti ve gece teksir edildi hazırlandı.

Ertesi gün aynı O Zâtın konferansta başlayacağı saate yakın öğrenciler gelmişti. Yine dünkü gibi kalabalık. Muhsin abi Ziya abi orada herkese dağıtıyor.

İngiliz Şarkiyatçı geliyor konferansa başlayacak. Bu durumu görünce merak edip soruyor.

  •  Nedir bu herkesin elinde, ne dağıtıldı?

Bir tane kendisine veriyorlar, mütercim okuyor anlatıyor.

  • Dün sizin Kur’an-ı Kerim’deki Ayet-i Kerîme hakkındaki sözleriniz üzerine, burada bizim büyük bir alim ona cevaben daha evvel yazdığı bir bahsini teksir ettirip burada dağıttı ve size de bunu cevaben vermiş oldu.

O zat o teksiri görünce hakikaten bozuluyor ve bir hafta devam edecek olan o konferansları başlamadan o gün iptal edip, bırakıp Mısır’a gidiyor. Mısır’da kendisine o hususta cevap verecek kimse olmadığı için herhalde.

 

Üstadımız 40 sene evvel İşarât’ül İ’caz ’da ve 1930 larda On ikinci Lem’a ’da yazmış olduğu bahisler ile, elhamdülillah Kur’an ‘a karşı olan bir itirazı ve dehşetli bir taarruzu böylece def edilmiş oldu.

 

Üstadımız tabii bundan çok memnun oldu.

  • “Böyle yapılması lazımdı. Dünkü şifahi cevap verme yerine yazılı cevap vermek daha da güzel oldu.” Dedi.

Tabi Risale-i Nur, Kur’an-ı Azimüşşan’ın bütün hakikatlerini, bilhassa, 25. Söz ve 12. Söz gibi risaleler doğrudan i’caz-ı Kur’an hususunda misilsiz hakikatlar manzumesidir. Okumamız lazımdır.


Youtube