Bekir Berk Kimdir? Hayatı ve Mücadelesi
Bekir Berk'in Hayatı Kur’an tefsiri Risale-i Nur davalarında yaptığı müdafaalarla tanıdığımız Avukat Bekir Berk'in hayatı merak uyandırıyor. O'nun hayatı Kur’an davasına gönül vermiş bir kumandanın izlerini taşıyor.
Müdafaaları ile Bilinen Bir Kumandan!
Bekir Berk, Türkiye’nin kıymetli avukatlarındandır. Yaşadığı dönemde yaptığı müdafaalarla tanıdığımız Bekir Berk Bediüzzaman Hazretleri’nin talebesidir.
Isparta milletvekili Dr. Tahsin Tola’nın teklifiyle 1958’de Nur davalarının savunmasını alır, müdafaalarını yapar. Ve bu davalardan avukat olarak kat’iyyen maddi talepte bulunmamıştır. Hakkı savunmak için dur durak nedir bilmez. Bir davadan diğer davaya yetişmek için mazeret kabul etmez.Farklı şehirlerdeki duruşmalara yetişirdi.
.png)
Bir Rüya ve Ömürlük Mücadele: Peygamber Zırhıyla Zulme Karşı
Bekir Berk’in çocukluk yıllarında gördüğü anlamlı bir rüya, onun hayatına yön vermiştir. Rüyasında Ebu Cehil’in ordusuna karşı savaşan Peygamberimiz, harbe katılmak isteyen şahsına, kendi zırhını ve miğferini giydirerek emirler vermişti. Annesi bu rüyayı “Bu zamanın Ebu Cehilleri İle savaşacaksın” şeklinde yorumlamıştır. Ve gerçekten de hayatını, bu zulümlere karşı hak savunmasına adamıştır.
.png)
Bediüzzaman Hazretleri ile Tanışmaya Giden Yol
Rüyasından yıllar sonra Balıkesir’de bir kitapçıda Eşref Edip’in “Said Nursî” kitabı gözüne çarpar. Merakla satın aldığı bu kitap, daha önce hakkında çok şey duyduğu Bediüzzaman Hazretleri’ni yakından tanımasına vesile oldu. Okudukça derinden etkilenir. Bu ilahi tevafuk, kısa bir süre içinde Bekir Berk’i doğrudan Üstad Bediüzzaman Said Nursi ile tanışmasına vesile olmuştur.
Bekir Berk: Nur’un Unutulmaz Avukatı
Bekir Berk farklı şehirlerdeki duruşmalara yetişmek için hayatı pahasına tren durmadığında trenden atlar.Dinamit atılan yoldan geçmek için arabayı sürdürür. Bulduğu tek vasıta olan kamyonu kaçırmamak için şoförün yanında yer olmadığından şiddetli soğukta kamyonun kasasında gider.
.png)
Avukat Bekir Berk’in kendi el yazısıyla hazırladığı, yalnızca 1969 yılının Haziran ayına ait Risale-i Nur davalarının bir listesi.
.png)
Binlerce Beraat Kararı
Avukatlığını yaptığı bütün Nur davalarında beraat sonucu almıştır. Bekir Berk Ağabey’in aldığı beraat kararlarının evrakları altı bavulu dolduruyordu.
Yaptığı müdafaalarla Nur’un hakkını savunur, Bediüzzaman Hazretleri’nin iltifatına mazhar olurdu. Davasında fâni olarak azimli, korkusuz ve tavizsiz bir dava şuuru ile yaşamıştı. Allah’a nasıl tevekkül edilir yaşantısıyla bunu göstermiştir.
.png)
Bekir Berk Ne Zaman Doğdu?
Bekir Berk 1926 yılında Ordu’nun Uzunhisar Nahiyesi’nin Delikkaya Köyü’nde doğdu. Dinî değerlere önem veren bir ailede yetişmiştir. Annesi, kendisi daha küçük yaşlardayken düzenli olarak namaza alıştırarak dini değerlerin önemini aktarmıştır.
Sonuç itibariyle Bekir Berk'in hayatı mücadele ile geçmiştir.Nur davasının büyük bir kahramandır. Avukatlık hayatında Risale-i Nur müdafaaları ile mümtaz,seçkin bir iz bırakmıştır.
Bekir Berk'in Eğitim Hayatı
Eğitim hayatından avukatlık hayatına uzanan yolculuğunda Bekir Berk Ağabey'i birlikte tanıyalım.
Bekir Berk, orta okul ve lise eğitim hayatını Ordu'da tamamlar. Liseden sonra İstanbul Hukuk Fakültesi’ni kazanır. Hukuk fakültesinde öğrenim gördüğü sıralarda İstanbul’daki ilmî ve fikrî çevrelerle tanışmıştır.
İslam hukuku, ahlak felsefesi ve devlet-toplum ilişkileri gibi konularla da ilgilenerek alanında donanımlı bir şekilde yetişir. Hem Batılı hem de geleneksel fikrî akımların çarpıştığı bir zeminde İslamî değerlere olan bağlılığı, onu sadece bir hukukçu değil, aynı zamanda bir fikrî dava adamı haline getirmiştir.

Avukatlık ile Başlayan Bekir Berk'in Hizmet Hayatı
Bekir Berk, hukuk eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Barosu’na kayıt olarak avukatlık mesleğine adım attı. Mesleğini sadece bir geçim kaynağı olarak değil, İslam davasına hizmetin bir yolu olarak gördü.

Gazetede Üstad Bediüzzaman’ı Müdafaa Etti
Üstad Bediüzzaman Said Nursi hakkında çıkan “Bediüzzaman Yeise Düşmüştür” şeklindeki yalan habere tepki gösterdi. Risale-i Nur Külliyatı’nı okumuş bir kişi olarak bu iftiranın gerçekle bağdaşmadığını biliyordu. Bunun üzerine “Bediüzzaman Yeise Düşmemiştir” başlıklı yazıyı kaleme aldı. Yazısının sonunda şu ifadeye yer verir:
“Kur’an’ı yaşamak için Sünnet-i Seniyye’yi rehber yap, selameti bul.”
Mustafa Sungur Ağabey telefonla Bekir Berk Ağabey’e “Üstad Hazretleri’nin huzurundan geliyorum.Yazınızı okudu.Gözlerinizden öpüyor.” müjdesini vererek tebrik eder.

Nur Davalarını Üstlendi
Avukat Bekir Berk, 1958 yılında Isparta milletvekili Tahsin Tola’nın teklifiyle Nur davalarını üstlenir. Tahsin Tola telefonla Bekir Berk’i arayarak “ Bekir Bey, kardeşlerimizi tevkif ettiler. Acaba onların davasını alır mısınız, müdafaalarını yapar mısınız?” diye sorar.
Risale-i Nur’u daha önce okuyan ve Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin İslam davasına olan fedakarlığından etkilenen Bekir Berk Ağabey şu mânada cevap verir:
“Tahsin Ağabey, madem ki kardeşlerimiz tevkif edildiler siz bana sual sorma mevkiinde değil emir verme durumundasınız. Bekir Berk buraya gel, kardeşlerimizle konuş davalarına gir, müdafaalarını yap! ”
Nur Talebeleriyle Omuz Omuza
Müdafaalarını yapmayı üstlendiği Nur talebeleri “Bekir Bey, biz önemli değiliz, sen davamızı mahkûmiyetten kurtar o yeter!.. Davamızın beraat etmesi uğruna biz hapiste kalmaya razıyız” demişlerdi.
Av.Bekir Berk, kendisini şu sözlerle ifade eder: “Milliyetperverliği, hamiyetperverliği ve atalarımızı sevmeyi Nur talebelerini tanıdıktan sonra anladım.”
Bekir Berk Ağabey, Risale-i Nur’un ulvî davasına gönül vermiş ağabeylerin sesi oldu.
Dinsizlik Harekatlarına Karşı Net Bir Duruş Sergiledi
Risale-i Nur’un yayılmasını engellemeye çalışan çevrelere karşı, Bekir Berk hem hukukî hem de fikrî olarak direniş gösterdi. Ehl-i dalâlet ne yaparlarsa yapsınlar engel olamadılar. Çünkü bu dava İslam davasıydı. Kur’an hakikatlerinin neşrine hangi beşer el uzatabilirdi.

Müdafaaları ile Küfre Meydan Okudu
Türkiye genelinde yüzlerce mahkemede müdafaada bulundu. Türkiye’nin 67 vilayet olduğu bir dönemde 66 vilayetin merkezinde ve kazalarında açılan yüzlerce mahkemeye gitmiştir.
Üstad Bediüzzaman Hazretleri’ne, Risale-i Nur’a ve Nur talebelerine edepsizce yazılan, atfedilen haksızlıklara kat’iyyen tahammül edemezdi. Bu haksızlıklara ve adaletsizliklere Hz. Ömer (r.a.) gibi celalli duruşuyla müdafaalar yapardı. Ölüm tehditleri alır ancak kadere teslimiyetle Allah’a tevekkül ederek ölüm tehditlerine ehemmiyet vermez ve davasının peşinden giderdi. Yaptığı müdafaalarla “ İman hem nurdur, hem kuvvettir, hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir” sözüne mazhar olmuştu.
Bekir Berk’i Bana Getirin
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri “ Bekir Berk’i bana getirin.” der. Bunun üzerine ağabeyler Bekir Ağabey ile Isparta’ya gelirler. Bekir Berk, Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin yanına geldiğinde yaşadığı duyguları şöyle aktarır:
“Dünyaya beş para ehemmiyet vermediğini ve hakikaten Allah yolunda, iman yolunda her şeyini feda ettiğini odaya girince anladım.”
.png)
Bediüzzaman Hazretleri’nin İlk Vekalet Verdiği Avukat
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri hayattayken Nur davası vekaletnamelerini Bekir Berk’e verir. Bekir Berk, Bediüzzaman Hazretleri’nin ilk vekalet verdiği avukattır. Av. Bekir Berk, Cenab-ı Allah’ın ihsanı ile Kur’an tefsiri Risale-i Nur’u haksızlıklara karşı müdafaa etmiştir. Bekir Berk Ağabey’in yaptığı müdafaalar İslam davasının sadece mahkeme boyutunu değil; hem hizmet şuurunu hem de sadâkati anlatan metinler olmuştur.
Bediüzzaman'ın “Büyük Kahraman” ilan ettiği Avukat Bekir Berk; mahkumiyet kararını beraate nasıl çevirdi!

Bediüzzaman’ın Takdiri: “Seni Bana Allah Gönderdi”
Bediüzzaman Hazretleri Bekir Berk’e hitaben şöyle der:
“Kardeşim! Seni bana Allah gönderdi! Seni, kırk sene hizmet etmiş talebem gibi kabul ediyorum.”
Disiplinsizliği Asla Kabul Etmezdi
Bir haftada dört farklı şehirdeki davaya yetişmeye çalışırken yollar kapalı olsa bile, asla mazeret kabul etmemiştir.
Pazartesi İstanbul’da, Salı Trabzon’da, Çarşamba Çanakkale’de, Perşembe Bitlis’te duruşması olur. Doğu’da bazı yolların karla kaplı olduğunu haber alan kardeşleri Bitlis’teki davaya yetişmeye ihtimal vermediklerini, ne yapalım diye sorduklarına onlara çok kızarak mazeret kabul etmemiştir. “Biz manevi bir cihattayız, yola çıkmakla sorumluyuz” manâsında cevap verir.
Yetişemeyeceği zannedilen davalara Allah’ın inayeti ve izniyle yetişir. Bitlis’te duruşmaya ucu ucuna yetişerek salondan “Avukat Bekir Berk!” diye çağrıldığı esnada cübbesini giyerek içeri girer. Salondaki herkes bu duruma çok şaşırır.Kış mevsiminde dahi bu duruşmalara yetişmek için elinden gelen gayreti gösterir.
Hak Bildiği Davasını Savunmakta Asla Korkmazdı
- Komünistlerle birlikte hareket eden bahtsız mareşale “Dikkat et! Size bulaşacak kızıl leke üniformanızı süsleyen şehit kanı kırmızısını öldürür.” şeklinde sarsıcı bir ikazda bulunur.
- Din aleyhinde çalışanlara karşı “Anarşistler, komünistler boşuna sevinmeyiniz. Burası Müslüman Türkiye. Burada komünizme yönelen her hareket iflasa mahkumdur.” der.
- Bir savcının İslama, Kur’an’a ve Üstad Said Nursî’ye hakaret dolu ifadelerde bulununca buna mukabil Bekir Berk yerinden adeta bir ok gibi fırlayarak “Sen kimin ağzıyla konuşuyorsun! Lenin’in ağzıyla mı, Mao’nun ağzıyla mı? Sen galiba buranın İslam diyarı olduğunu unuttun!” diyerek haddini bildirir. Bunun üzerinde savcı mahkeme salonunu terk etmek zorunda kalır.
Mehmet Fırıncı Ağabey’in bir hâtırası da şöyledir: Anadolu’daki bazı mahkemelere daha kendisi gitmeden adı giderdi.Hâkimler: ‘Söyleyin gelmesin biz beraat kararı verdik’ derlerdi. Yani ismi bile yeterdi.”

Müdafaalarda Bir Kumandan
“İstanbul’da Cağaloğlu’nda oturan annemin evine giderken yorulurdum. Ama İslamî davaları, imanî davaları, Risale-i Nur talebelerini, gönül kardeşlerimi müdafaa etmeye başladıktan sonra o davaları takip ederken hiçbir yorgunluk duymamışımdır.”

Kefenini Çantasında Taşıyan Bir Serdengeçti
“Kefenimi çantamda taşıyordum.”
Yargıtay’da gerçekleşen kritik bir görüşmede Bekir Berk kırk dakika savunma yaparak elindeki belgeleri sunar. Bunun üzerine kendisine “Sen neye güveniyorsun Bekir Bey?” diye sorulunca birden çantasından kefenini çıkararak masanın ortasına koyar ve şöyle der:
“İşte buna güveniyorum”
Yaptığı hizmetin sadece bu dünyaya yönelik olmadığını ve İslam davasına olan sadakatini yaşayarak göstermişti.
Bekir Berk Ağabey’in Duası
“Ya Rabbi! İstihdam buyurduğun hizmetler için kâinattaki zerrat adedince sana hamd ü senalar olsun. Allah’ım! Sen beni ayıplardan koru. Ayıplarımı setreyle.İhlâsla hizmetlerinde istihdam buyur.Hüsn-ü hâtime bahşeyle.Şehadet nasip eyle! Bana hüsn-ü zan edenlerin hüsn-ü zannına lâyık eyle ve onlardan razı ol! Cümlemizi hıfzınla hıfzeyle!”

Cezaevi Süreci
Hem Bediüzzaman Hazretleri’nin hem de Nur talebelerinin davalarında savunma yaparak Bekir Berk de cezaevine girmişti. Nur talebeleri kardeşleri ile sabah namazı kılarken tutuklanır. Annesi bu haberi duyduğunda üzülmez ve mektup yazar. Mektuptan bir bölüm : “Namaz kılarken götürmüşler diye duyunca bilsen ne kadar sevindim zira ben seni bu ruhla büyütmüştüm.”
Bekir Berk Ağabey:
- Mahkemelerde Risale-i Nur'un Kur’anın tefsiri olduğunu, herhangi bir siyasi amaç taşımadığını hukuki bir dille savunmuştur.
- İddianamelerdeki tutarsızlıkları ortaya koyarak beraat kararlarının alınmasında büyük rol oynamıştır.
- Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ile görüşmüş, onun mektuplarını ve talimatlarını mahkemeye taşımıştır.
- Yazıları, kitapları ve müdafaalarıyla Risale-i Nur'un doğru anlaşılmasına katkıda bulunmuştur.
- Kazandığı bine yakın dava ile hukuk tarihine izini bırakmıştır.

Cidde Radyosu
1973 yılında avukatlığı bırakarak hacca gitmiştir. Bekir Berk’ten sonra Risale-i Nur davaları fiilen bitmedi ancak yön değiştirdi. Bekir Berk adaletin olmadığı o dönemdeki gayretleriyle bu süreci çok iyi bir noktaya getirmişti. Vazifesini tamamlamış bir kumandan olarak âdeta terhis olmuştur.
Avukatlığı bıraktıktan sonra uzun yıllar Suudi Arabistan Cidde Radyosu Türkçe bölümünde programcı spiker olarak çalışarak Risale-i Nur'un radyo aracılığıyla duyurulmasına hizmet etmiştir. 1989'da emekli olmuş ve İstanbul’a gelmiştir.

Bekir Berk Ne Zaman Vefat Etti?
Bekir Berk 14 Haziran 1992 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir. Eyüpsultan Kabristanı’na Nur talebelerinin bulunduğu adaya defnedilmiştir.