Said Yüce "İnsan Cenab-ı Hakk'ın Antika Bir Sanatıdır"

07.12.2025


İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen “Sanattan Tevhide Çalıştayı”29 Kasım 2025’te Râmi Kütüphanesinde gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını İİKV Mütevelli Heyeti Başkanı Said Yüce yaptı.


Kâinat: Baştan Sona İlahî Bir Sanat

Konuşmasına “Bütün kâinatta mikrodan makroya her şey harika bir sanat-ı ilahidir.” sözleriyle başlayan Yüce, sanatın tüm alanlarının insanın yaratılışındaki ilahî güzelliğe işaret ettiğini ifade etti.

Said Yüce konuşmasında Risale-i Nur’dan bölümler aktararak, insanın “Cenab-ı Hakk’ın antika bir san’atı” olduğunu belirtti ve ekledi:

“İnsan, nur-u iman ile a’lâ-yı illiyyîne çıkar; küfür ile esfel-i safilîne düşer.”

Bu bağın, yani “imanın bir intisap oluşunun”, insanın değerini tüm mahlûkatın üzerine çıkardığını vurguladı.


“Sanat, Tevhidin Mührünü Göstermelidir”

Yüce, sanatçıların eserlerinde kâinattaki ilahî mühürleri fark edip göstermelerinin önemine dikkat çekerek:

“San’at erbabımızın, âlemdeki her şeyin üzerindeki tevhid mührünü görüp göstermek gibi bir vazifeleri vardır.”

Sanat tarihinde Osman Hamdi Bey’den Picasso’ya kadar pek çok ustanın eserlerini değerli kılan şeyin kendi imzaları olduğunu hatırlatarak, kâinattaki her varlığın üzerinde de Allah’ın imzası bulunduğunu ifade etti.


Hayatın İlahi Mührü: Taklit Edilemez

Yüce, hiçbir teknolojinin, yapay zekânın ya da biyolojik araştırmanın hayat sırrını taklit edemeyeceğini belirterek:

“Tevhid mührünün en parlak şekilde tezahür ettiği ‘hay’ ismini hiçbir sanatçı taklit edemez.”

Bal arısının yaratılışını örnek vererek, milyonlarca arının aynı anda aynı düzenle çalışmasının “bedehetle vahdeti ispat ettiğini” anlattı.


Kâinat Kitabı Kur’an’la Okunur

Kur’an’ın sivrisinekten dağlara, karıncadan yıldızlara kadar pek çok yaratılıştan bahsettiğini hatırlatan Yüce:

“Kâinat kitabı Kur’ansız okunursa eksik olur; Kur’an da kâinat kitabıyla okunmayınca eksik kalır.”

diyerek marifetullahın ancak iki kitabın birlikte okunmasıyla mümkün olduğunu vurguladı.


“Kâinat Mescid-i Kebirdir; İnsan O Mescidin Sâcid Misafiridir”

Yüce, Risale-i Nur’dan yaptığı alıntıyla insanın yaratılış gayesine dikkat çekti:

“Sâni’-i Hakîm, kâinatı bir mescid-i kebir yaptı; insanı ise onda secde eden bir misafir olarak yarattı.”

Sanatçıların, bu ilahî sanatın ihtişamını başkalarına göstermede kritik bir rol taşıdığını belirtti.


Kalbin Kulağıyla Hakikati Duymak

Konuşmasının sonunda Yüce, Rabbanî hakikatin sesini dinlemeden sanatın tamamlanamayacağını belirterek:

“Sadâ-yı semavîyi kalbin kulağıyla dinlemeyen bir sanatçı hakikati bulabilir mi?”


Dua ile Sona Erdi

Program, Yüce’nin şu duasıyla son buldu:

“Cenab-ı Rabbül Âlemin bizlere nur-u imanla ilahî sanatın harikalıklarını görebilmeyi, sadâ-yı semavîyi kalbin kulağıyla işitebilmeyi nasip eylesin.”